6/6/2009 · Kategori: alinti olanlar___



ÇAĞIRIRSIN

Yiğidim.. Seninle birlikte zafer şarkılarını ben söylemek isterdim..
Bende isterdim seninle bir dağ gibi yıkılmayı..
Buram buram kokan lalelerin arasında..
Ve yeniden el ele, omuz omuza.. Yeni bir kıyamdan.. Nehirleri gibi çağlayarak..
Bir daha, bin defa.. Onun için, onun adıyla, onun adına.. Şehid olmayı..
Bana ağıdını yakmak..
Özleminle yanıp bilenmek, direnmek, kavuşmak için ağıdını yakmak kaldı yiğidim..
Bir ağıt ki yıkılmaz yüreğim.. Sarsılmaz imanım..
Tarifsiz umrumdan, sinelere kurşun kurşun, şimşek şimşek, kor kor işleyen..
Bir ağıt ki hasretin, özlemin, dillerde dolaşan çağrı..




Çağırırsın, çağırırsın ey şehid
Çağırırsın şehitler diyarına
Çağırırsın yoluna sen bizleri
Şehadete ve Resulün katına

Çağırır Resul, çağırır şehid yanına
Çağırırlar şehidler diyarına

Çağırır hamza çağırır ömeri
Çağırır huseyinlerin, bilallerin
Vazgeçemem Resulden, şühedadan
Yolum onların yoludur giderim

Çağırır Resul, çağırır şehid yanına
Çağırırlar şehidler diyarına

Şüheda olsunda benim önderim
ALLAH için canımdan geçerim
Zalim ateşi beni yaksada
Resulün elinden kevser içerim

Çağırır Resul, çağırır şehid yanına
Çağırırlar şehidler diyarına

6/6/2009 · Kategori: __Guller__in Efendisi__ne__




Aşk dediğin beklemektir Ey Sevgili!
Kays gibi Mecnun olana kadar, Hz. Yakup gibi aydınlığa hasret kalana kadar beklemek bekleye bekleye gözden olmak, sözden olmaktır.
Ve beklemek dünyanın en asil eylemidir, eğer beklenene değecekse. Bilesin!

Aşk; yanmaktır Ey Sevgili!
Yanıp kül olmaktır, Kerem gibi Aslına ermektir. Ateşin ortasına hesapsız girmektir İbrahim misali. Ki onun gönlünün yangınıdır ateşi gülistana çeviren.
Ki yanmak insanı kurtarır hamlıktan çiğlikten. Hem ne diyordu şair; "Yanmışın halinden ne bilsin ham/ Sükut gerektir bize gayrı vesselam..
Gözlerinden ayrı geçen her an yanmaktayım. Bilesin!


Aşk; bedel ödemektir Ey Sevgili!
Bülbül, gonca gülü görebilmek için her seher uyanık olmak ve güle ulaşmak için yüreğini gülün dikenine asmak, kanını akıtmak zorundadır. Ya ben yüreğimi nereye asayım Ey Sevgili.
Çünkü Aşk bedel ister, külfetsiz nimet olmaz.
Beklemek bedel ödemekse eğer hâlâ ödüyorum o bedeli. Bilesin!

Aşk; vazgeçmektir Ey Sevgili!

Mecnun gibi aklından, Kerem gibi bedeninden vazgeçmek. Yardan gayrısından, cümle cihandan vazgeçmek.
Yemeden, içmeden, uykudan uyanıklıkdan ve vazgeçmekten bile vazgeçmektir gün gelince.
Senin için senden vazgeçmişim. Bilesin!

Aşk; bilmektir Ey Sevgili!
Bir tek yârı bilmek, onu candan daha aziz bilmektir. Ondan gayrı bildiklerinin hiçbir şey olduğunu dünyanın onunla mana bulduğunu bilmektir.
Onun selamı ile gelen bela olsa Eyv (c.c.) diyebilmektir.
Kızmana, gülmene, gelmene, gitmene hepsine Eyv. Bilesin!

Aşk; susmaktır Ey Sevgili!
Onun güzelliğini, iyiliğini tarif etmeye gücün yetmediği an susmaktır. Kelâmın, kalemin, sözün tükendiği yerde, manayı sessizliğe yükleyip susmaktır.
Artık sustum Ey Sevgili. Bilesin!
Aşk dediğin susup beklemektir,
ve aşk sevdiğinin izinden gitmektir..

Yusuf

3/11/2008 · Kategori: emanet55__ce

Gömleğin di önce kana bulanan,
Gömleğin di yine arkadan yırtılan,
Yakub'un Gözünü açan da gömleğin di Yusuf!
Gömleğin adı iffet,
Gömleğin adı izzet,
Gömleğin adı hikmet,
Giymek gerek.
Yusuf olmak için giymek gerek,
Giymek için Yusuf olmak gerek.
Onun gibi dürüst, saf ve temiz.
En dipsiz kuyulara atılsan da,
Köle gibi satılsan da,
Dünya ya sultan olsan da,
Sahib çıkmak taşıdığın gömleğe.
Çünkü inancın o senin, iffetin, izzetin.
Yırtılacaksa gömleğin, arkadan yırtılmalı,
Belki kana da bulana bilir,
Kör olan gözleri açmasa bile,
Maneviyata muhtaç gönülleri açmalı.
Ey müslüman gençlik,
Daha ne duruyorsun,
Yusuf olmak zor iş olsa da
Hep hedefin Yusuf olsun.
Sen Hz Muhammed'in ümmeti
Ve biricik Yusuf'usun

dost'a

23/10/2008 · Kategori: emanet55__ce

Dost musun?
Öyleyse canın canımdır...
Aynan olmalıyım...
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
Hem sakınmadan, mertçe...
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
Ne şekil gelirse, öylece...
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
Seni de dupduru isterim karşımda...
Dostsan,
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
Arkamdan şikayetlenme!
Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
Lâf değil, icraat beklerim senden!
Öyle bak ki, hislerini görebileyim...
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...
Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her şey...
Kulak duyarken anlatılmalı...
Göz bakarken bakmalıyım sana...
Can sağ iken sarılmalı...
Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....
Hayır!
Dirime selâm vermeyen,
Ölüme de fazla yaklaşmasın!
Dostsan, ölmemi bekleme!
Haklıysam, yaşarken savun beni!
Yaşarken yanımda ol!
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
Her söylediğimi onaylaman şart değil...
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...
Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!
Yadırgayabilirsin beni,
Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma...
Kandırmanı aslâ kabul edemem!
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,
Beni, bana sormadan yargılama!
Her yediğimiz aynı olmaz belki,
Her dakikamız birlikte geçmez...
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım...
Belki her çağırdığında gelemem fakat,
Derdine ortak ararsan, koşarım...
Ben de herkes gibi insanım elbet,
Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
Senin işin bu değil!
Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...
Dostsan,
Küçümsemeden, küfretmeden,
Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma...
Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım,
ama...
Yorulduğum zamanlarda,
Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...
Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim
Ve bir deli kadar art niyetsiz...
Uğruna seve seve hesabı şaşırırım...
Görmezden gelebilirim yanlışlarını...
Başkaları enayilik sayabilir,
Başkaları akılsızlığıma yorabilir,
Bunları dert bile etmem, ama,
Sen, aslında aptal olmadığımı,
Her an, tekrar tekrar hatırla!
Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!
Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,
Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!
Neyse, o olmalı insan...
Kendisi olmaktan korkmamalı!
Kendisi olmaktan kaçmamalı!
Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama,
Ben olduğum için bırakırsan beni,
Yas da tutmam arkandan!
Bedel mi?
Ödemeyeceksen çıkma yola!
İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin...
Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!
Dostsan, mevsimince yağ...
Kışsan kar ol, güzsen yağmur...
Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama,
Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma...
Belki de çok geldi bunca talep...
Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma...
Sana fazla geldiğim ilk anda,
Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin...
Geçip gidebilirsin, borçluluk hissetmeden...
Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama,
Gitmeye davranırsam bir gün,
Sen de karşımda set olma!
Dost musun?
Öyleyse, canın canımdır,
Yoluna baş koymaya hazırım ya,
Başını da yollarımda isterim, unutma!


alıntı


(emanet55'in dostluk anlayışı)

Ya Nebi!

22/10/2008 · Kategori: __Guller__in Efendisi__ne__

Necid Çölleri'nden Medine'ye
( M.Akif Ersoy )

Ya Nebi! Şu halime bak!

Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca sahranın

Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın!

Harim-i pakine can atmak istedim durdum

Gerildi karşıma yıllarca ailem, yurdum

"Tahammül et" dediler…Hangi bir zamana kadar?

Ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var.

Gözümde tüttü bu andıkça yandığım toprak

Önümde durmadı artık, ne hanuman ne ocak

Yıkıldı hepsi.. Ben aştım diyar-ı Sudan'ı

Üç ay "Tihame!" deyip çiğnedim beyabanı

Kemiklerim bile yanmıştı belki sahrada

Yetişmeyeydin eğer, ya Muhammed, imdada

Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin

Akarsular gibi çağlardı her tarafta sesin

İradem olduğu gündür senin iradene ram

Bir an için bana yollarda durmak haram

Bütün heyakili hilkatle hasbihal ettim

Leyale derdimi döktüm, cibali söylettim

Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü

Nucuma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?

Azabı hecrine katlandım elli üç senedir

Sonunda alnıma çarpan bu zalim örtü nedir?

Beş-altı sineyi hicran içinde inleterek

Çıkan yüreklere hüsran mı, merhamet mi gerek?

Demir nikaabını kaldır mezar-ı pakinden!

Bu hasta ruhumu artık kayırma hakinden!

Nedir o meşale? Nurun mu? Ya Resulallah

« Önceki |